0

Miniklerin Hayal Yıldızını Söndürmeyelim Google

Kişisel Gelişim, Seçtiklerimiz

Küçük çocuk, üç gün önce başlayan yaz tatilinin keyfini çıkartmaya çalışıyor ve gecenin geç saatlerine rağmen, yatağı üzerinde oynuyordu. Baş ucundaki pencerenin hemen önünde bulunan kiraz ağacının hafif bir meltemle sallanan dalları, gün boyunca verdikleri yetmezmiş gibi, en tatlı meyvelerini ona doğru uzatıp camı tıklattığında, o dalların arkasında bir yıldız gördü. Küçük çocuk özellikle karanlık gecelerde, yıldızları dedesiyle birlikte seyrederdi. Ama böyle güzeline ilk defa rastlıyordu.

Yatağından doğrularak pencereye yanaştı. Yıldız sanki ona gülümsüyordu. Çocuk da gülümserken, yıldız ona göz kırptı. O da karşılık verdi gecikmeden.

Küçük çocuk yatağına uzanıp, pencereden dışarısını seyre koyuldu. İlk önce, bir astronot gibi, o yıldıza gitmek geçti içinden. Ama dedesi: ‘Yıldızlara gitmek için insan ömrü yetmez.’ demişti ona. Bu durumda tek çıkar yol, bir ‘gökbilimci’ olmak ve gönlünü aydınlatan o yıldızı, büyük bir teleskopla izlemekti. Daha sonra kim bilir, belki de bu konuda kitap yazar, gökyüzüne bakmayan insanları, gökyüzünde seyehat ettirirdi.

Küçük çocuk, gündüzleri misket oynardı. En büyük miskete ‘kaflik’ derlerdi. Artık onun gözünde, her misket bir yıldızdı. En şahâne kaflik ise, kendi yıldızı.

Karanlık bastığında, cam önünden ayrılmak istemezdi. Kucağında bir ansiklopedi vardı. Daha sonraki günlerde de bir sürü dergi…

Ailesi, yaz tatili boyunca oyundan başka bir şey düşünmeyen yavrularındaki değişikliği fark etmiş ve çocuklarının ‘gök bilimi’ merakı karşısında, telaşa kapılmıştı. Bütün çabalarına rağmen yüz kilonun altına düşemeyen annesi, onun bir haftada yirmi kilo verdirecek ’sihirli formülü’ bulan bir doktor çıkmasını istemekteydi. Babasına göre ise, ufaklığın her hangi bir filmde yıldız olması, yıldızlarla uğraşmasından bin kat iyiydi.

Sonunda sabrı taştı. Oğlunu aşık eden o yıldızı mutlaka görmeliydi. Bu konuda ısrar ettiği zaman, küçük çocuk pencereye yanaştı. Kendisini her gece gökyüzüne çıkartan ve Samanyolu’nda gezdiren sevimli arkadaşı yine ordaydı. Babası tekrar baskı yaptığında, parmağını ona doğru uzattı.

Adam, çocuğunu büyük hayâllere, bu nedenle de büyük hedeflere yönelten parıltıyı gördüğünde, pencereyi açarak o yıldıza uzandı. Daha sonra avuçlayıp çocuğa uzatırken:

- Al bakalım hayal yıldızını! dedi. Böyle saçma şeylerle de uğraşma!

Küçük çocuk, babasının avucuna baktığında, ara sıra yanıp sönen bir ateş böceği ile karşılaştı. Vücudunu bir titreme kaplamış ve gezegenlerden de öteye ulaşan hayâlleri, bir anda yıkılmıştı. Babası, büyük bir keyifle odadan ayrılırken, yatağı üzerindeki dergileri sessizce toplayarak kitaplığa kaldırdı. Ve misketlerini çıkartıp yere boşalttı.

Misketler, her zamankinden de renksizdi. Kaflik ise sanki birden küçülmüş, içindeki ışığı kaybetmişti.

Kiraz ağacının, meyvelerini ikram etmek için gösterdiği çabalar, o geceden sonra sonuçsuz kaldı. Artık perdeleri hiç açılmayan odadan, ucuz oyuncakların sesleri duyulmaktaydı…

Cüneyd Süavi, Hayatın İçinden 2

FavoriteLoadingFavorilerime Ekle | Yazdır Yazdır  

Yazar: Emre ÖZTÜRK

Etiketler: , , , , , , ,

Tarih: 06.06.2009

Yorum Yazın

;) :| :x :twisted: :roll: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :arrow: :S :P :D :@ :?: :) :( :!: 8O 8)