Bir İskemle İle Başlayan Devrim | 12parmak ~ Hayatın Akordu!
 
0

Bir İskemle İle Başlayan Devrim Google

KiÅŸisel GeliÅŸim

Küçücük bir ülkedeki mutsuz insanlar, sabahleyin radyo ve televizyonlarını açtıklarında, peş peşe marşlar çalındığını duyarak meraka kapılmışlar. Biraz sonra ekrana çıkan bir spiker, ayakta dimdik durup:

- Büyük milletimiz! diye konuşmaya başlamış. Sivil bir darbe ile, ülke yönetimine el konulmuştur. Bu günden itibaren her türlü iskemle, koltuk ve kanepenin yanı sıra, yerden yüksek karyolaların kullanılması yasaklanmıştır. Bu yasağı çiğneyenler, çok ağır şekilde ceza göreceklerdir.

Haberi dinleyenler, bütün ihtilâllerde olduÄŸu gibi ‘kan gövdeyi götürecek!’ diye korkarken, bu tek maddelik bildiri karşısında oldukça ferahlamış ve her zamanki sessizlikleriyle boyun eÄŸerek, yasaklanan eÅŸyaları dışarıya atmışlar. Fakir fukara ise, onları parçalayıp kışlık odun yapmışlar.

İskemle ve koltuklardan mahrum kalanlar, evlerindeki bütün yatak ve minderleri yere indirerek orada oturmaya, geceleri de oralarda yatmaya başlamışlar. Ve önceleri biraz sıkıntı çekseler de, bu işe kısa bir sürede alışmışlar. Üstelik hemen sonra, ne kadar masa varsa, hepsini kapı dışarı etmişler. Çünkü, iskemle ve koltuklar olmayınca, onların da işe yaramadığını görmüşler. Fakir halka bir kez daha gün doğmuş ve masalar da kışlık odun yapılmış. İnsanlar, yere serdikleri bir örtü veya yer masası üzerinde yemek yedikten sonra, ortadaki masayı yuvarlayıp kaldırıyor ve daha önceleri uzun merasimler gerektiren yemek işini, şipşak hallediyorlarmış.

Yer minderlerinde rahat edenler, bir müddet sonra yüksek dolap veya sehpalar üzerindeki televizyonlarını seyrederken boyunlarının tutulduğunu fark etmiş ve bu zahmetten kurtulmak için, onları yere koyup, altındaki eşyaları evden atmışlar. Sehpa ve dolapların çıkartılmasıyla birlikte odalar tam anlamıyla nefes alırken, küçük denilen evlerin, aslında ne kadar geniş olduğu anlaşılmış. Bu arada, mobilya yapımı için kesilmesi gereken on binlerce ağaç de kurtulmuş elbet.

Bir ay sonra bütün halk: ‘Allah bu ihtilâli yapanlardan razı olsun!’ demeye baÅŸlamış. Çünkü her gün, baÅŸka bir kolaylık görülüyormuÅŸ. Elbise ve pantolonların ütüleri, yerde oturulduÄŸu için çabuk bozulduÄŸundan, modacılar ekranlara çıkarak:

- Sayın seyirciler! diyorlarmış. BildiÄŸiniz gibi, daha önceki yıllarda, yırtık ya da yamalı elbise modaydı. Onu da, dizleri ya da poposu aşındırılmış pantolonlar izledi. Sizleri mutlu etmek için canını bile vermeye razı olan biz modacılar, ÅŸimdi de ‘BuruÅŸuk Elbise Modası’nı baÅŸlattık! Ve buruÅŸmayan kumaÅŸlar ucuzlayıncaya dek, bu modayı sürdürmeyi kararlaÅŸtırdık!

İnsanlar, duydukları karşısında âdeta bayram yapmış ve haberin bitmesini bile beklemeden, ütülerini dışarı atmışlar. Bu sefer de hurdacılar köşeyi dönmüş. Ütülerin atılmasıyla birlikte elektrik faturaları hafiflemiÅŸ, hanımların pembe dizileri seyrederken cayır cayır yaktıkları çamaşırlardan, ya da prizde unuttukları ütülerden çıkan yangınlar sona ermiÅŸ. Ve tabi ki ütü masalarının da atılmasıyla, odalar iyiden iyiye ferahlamış. Artık 70-80 metre karelik evler raÄŸbet görüyor ve büyük evlerde yaÅŸamış hanımlar, sabah kahvelerini keyifle yudumlarken: ‘O evlerin çilesini boÅŸa çekmiÅŸiz kardeÅŸ! GençliÄŸimiz gitti Vallahi!’ deyip, dövünüyormuÅŸ.

Evlerin küçülmesiyle birlikte, iÅŸleri de küçülmüş ve ev iÅŸlerine yardımcı olan kadınlara ayrılan yüklü paralar, çocukların harçlıklarına katılmış. Sadece ‘komÅŸularda var’ diye alınan lüks eÅŸyalar için harcanan milyonlar da, yine onların dengeli beslenmelerine ayrılmış. Böylelikle ikide birde hastalanan çocuklar, kısa bir sürede turp gibi olmuÅŸ ve ailelerin bellerini büken saÄŸlık harcamaları onda bire düştüğünden, geçim derdi diye bir ÅŸey kalmamış.

Küçük ülkenin bahtiyar insanları, evlerine ve ellerine bir sülük gibi yapışan eşyaları kullanmak zorunda olmadıklarını ve eski insanların masallarda kalan mutluluklarının sebebini kavrayarak, gerçek hürriyeti tatmaya başlamışlar. Ve yer yatağı sayesinde düzelen omurgalarından mı, yoksa borçsuz yaşayıp kimseye el açmamanın verdiği rahatlıktan ötürü müdür bilinmez, her yerde dimdik yürümeye başlamışlar.

Aradan birkaç yıl geçtikten sonra, insanlar yine marş sesleriyle uyanmışlar. Ve karşılarında, yine aynı spikeri görmüşler. Adam, bu sefer lüks bir koltukta oturmaktayken:

- Büyük milletimiz! diye gülümsüyormuş. Eski darbeciler, yeni bir ihtilâlle işbaşından uzaklaştırılmıştır! Bu konuda, başta koltuk ve kanepe üreticileri olmak üzere, ülkemizin değerli iş adamlarının desteği alınmıştır! Büyük gazetelerimiz, yarından itibaren her üç kupona bir iskemle hediyesiyle, sizleri ihya edecektir. Ayrıntılı haber azzz sonra!

Cüneyd Süavi / Hayatın İçinden 2 (Sevgi Hikâyeleri)

FavoriteLoadingFavorilerime Ekle | Yazdır Yazdır |  

Yazar: Emre ÖZTÜRK

Etiketler: , , , , , ,

Tarih: 04.06.2009

Yorum Yazın

;) :| :x :twisted: :roll: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :arrow: :S :P :D :@ :?: :) :( :!: 8O 8)


"Kıskanç insan başkalarını küçük düşürmek isteğiyle kendini gözden düşüren zavallıdır." (Archibald Rufledge)

  • Son Yorumlar

    • yusuf can ugrac: arkadaÅŸlar birisi...
    • engin kaya: bide...
    • engin kaya: acba akort ederken...
    • mustafa: slm.ben bütün telleri akord...
    • eray: benim bilgisayarım windows 7...